» Batık Kıta MU - 1

Dünyaya gözümüzü açtığımız andan kısa bir süre sonra algılamaya başladığımız ilk seslerle birlikte, hani kendimizi en güvende hissettiğimizde uyumaya çalışırken anlatılan geçmiş zaman hikayeleri var ya... Bir zamanlar Pasifik Okyanusunda, Amerika ile Asya arasında, merkezi ekvatorun biraz güneyinde MU ülkesi denen bir kıtanın varlığından bahseder kitaplar. Ama bu bir geçmiş zaman hikaye si değildir. Bu, İNSAN denilen üstün varlığın yeryüzünde gelişerek devam edecek sonu bilinmez hikayesi!nin başladığı yerdir!

Mu kıtasından çıkan, kıtaya göre batıya giden bir göç yolu Uygur İmparatorluğunu ortaya çıkarmıştır. İmparatorluk Asya ile Avrupa’nın çok büyük bir bölümünü kapsamakta idi ve Mu’nun en büyük kolonisi idi. Uygur imparatorluğunun sınırları zaman içerisinde Avrupa üzerinden Atlantik kıyılarına kadar ulaştı. İÖ.1000’li yıllardaki Çin belgeleri Uygur’ların 17.000 yıl önce uygarlıklarının zirvesinde olduğunu söyler.
İkinci göç yolu kıta ya göre doğuya giden, Meksika’nın güneydoğusundan Atlantis kıtasına geçen yoldur. Atlantis-Uygur’la birlikte ikincil, ilk anakaradır. Mu’dan çıkan doğu koloni yolları Atlantis’ten sonra Atlantik Okyanusu’nu geçerek Akdeniz’e ulaşmış ve burada bugünkü Fas, Tunus, Cezayir, Yunanistan ve Mısır’a kollar vererek Anadolu’ya ulaşmıştır. Mu kıtası günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce yaşanan depremler ve volkanik patlamalarla suların derinliklerine gömülmüş, yok olmuştur. Churcward’ün derlemiş olduğu haritalar incelendiğinde çağlar boyu medeniyetlerin beşiği olan Anadolu’nun hem Uygur İmparatorluğu hem de Atlantis üzerinden gelen göç yollarının adeta bir harman yeri olduğunu görüyoruz. Bu da aslında Anadolu, Sümer, Babil, Asur, Grek uygarlık etkileşimlerinden çok daha önceleri tarihin derinliklerin de Mu,Uygur, Atlantis, Anadolu uygarlık etkileşimleri olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Bu gerçeği teyit eden bir başka buluş ise Prof. Ralph Solecki nin 1957 yılında ortaya çıkardığı buluntulardır. Solecki Toros dağlarından başlayan, Ağrı Dağı’na doğru devam eden buradan güneydoğuya Zagros Dağları’na (Irak, İran sınırı) inen, buradan da güneybatıya Suriye, Lübnan’a doğru bir kavis çizen dağlık arazilerde (Solecki buna uygarlık kavisi demektedir) Şanidar mağarasında 44.000 yıl öncesine ait 9 iskeletle birlikte, modern insana ait kanıtlar bulmuştur. Solecki’nin ifadesine göre bu kaviste günümüzden 13.000 - 100.000 yıl öncesine ait daha çok sayıda mağara gün ışığına çıkarılmayı beklemektedir. Onbinlerce yıldan beri birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ANTAKYA’nın geçmişinin genelde ve haklı olarak İÖ.333 yılında Pers hükümdarı Darius’u İssos savaşında mağlup eden İskender’in bu toprakları tanıması ile başladığı zannedilir. Bu daha önceki bin, on bin yıllara ait araştırmaların, buluntuların araştırmayı yapanların çalışmalarını ve neticelerini yeterince tanıtamamalarından veya bütün bunların dar bir çerçevede, çevrede kalmasından kaynaklanmaktadır. Bunun ötesinde yapılan bu çalışmalara, araştırmalara verilen lokal ve genel destekler, olayların ciddiye alınıp algılanması da moralite yönünden araştırmacıların cesaretlenmesinde ve genel paylaşımlarında pozitif bir rol oynayacaktır.

Antakya’nın çok eski geçmişi ile ilgili ilk araştırma AMIK KAZILARI PROJELERİ kapsamında, Tell Tayinat, Tell Al-Judaidah, Chatal Höyük gibi uluslar arası arkeolojik tanımlamalar çerçevesinde “Oriental Institute’s Syrian Expedition” tarafından 1932-1938 tarihleri arasında yapılmıştır. İkinci araştırma Sir.Leonard Charles Woolley tarafından önce 1937-1939 sonra 1946-1949 yılları arasında Tell Atchana’da yapılmıştır. Woolley ve daha önce bu araştırmalara ve kazılara konu olan çağlar İÖ.1400-1800, günümüzden yaklaşık 3400 - 3800 yıllar arasındaki dönemleri kapsamaktadır. Woolley bu çalışmalarından önce 1907-1911 yılları arasında Mısır’ın güneyinde ve Sudan’ın kuzeyinde araştırmalar, kazılar yapmıştır. Woolley bu araştırmasından sonra 1922 yılında British Museum, University of Pensilvanya ortak çalışma grubunun genel yöneticisi olarak Ur’daki (modern Irak) bir araştırmaya da başkanlık etmiştir. Buradaki araştırma konusu günümüzden 6000-2400 yıl öncesinin bulgularının tespit edilmeye çalışılmasıdır. Bu iki araştırmadan sonra bir bağlantı olarak günümüzden yaklaşık 3400-3800 yıl önceyi gün ışığına çıkaran Tell Atchana çalışmaları (yeni ANTAKYA HİKAYE’Sİ ) o dönem için bir tesadüf mü acaba? Bir de bunun Mısır, Irak yaklaşımlarını düşünürsek?

Hatırlamaya çalışalım!
Mu’dan başlayan, Atlantis’ten gelen göç yolları haritasındaki yerleşimlerden en önemlilerinden birisi MISIR’dı.ve nihai varış noktalarından bir diğeri ANTAKYA değil miydi?
Solecki’nin ifade ettiği gibi, Ur “geçmiş uygarlık yarı kavisi”nin Doğu’daki ev sahiplerinden biri ise gelen ziyaretçileri karşılayan Antakya olamaz mı?

Şimdi daha yakın çağlara gelelim.
İskender’i İÖ. 333 yılında bu topraklara bağlayan anımsanan, bir cümle ile hatırlayalım. “TOPRAKLAR ÖYLE BEREKETLİ, SULAR ÖYLE BERRAKTI Kİ GİDERKEN BU DEFA ARKASINA BAKTI KOCA İSKENDER. SUYUNDAN İÇTİĞİ PINAR ANNESİNİN SÜTÜ KADAR TATLI GELDİ ONA. OLİMPİAS OLSUN ADI, ANNEMİNKİ GİBİ.” dedi ve gitti .

Mu’dan ayrılan insanların da aynı hislerle arkalarına bakmadıklarını kim bilebilir?
Zaman akmaya devam etti .
İÖ.100’lü yıllarda Roma’dan sonra, kültürü, sanatı, ticareti ve zenginliği ile doğu ve batının her bakımdan buluştuğu bir sentez başkenti idi Antakya.
Samandağ’da (Seleucia Pieria) deniz hep gönlünce hep coşkuyla gelir kıyılara çağlardan beri Diğer açık AKDENİZ limanları gibi. Tarih bu limanlara varabilmek için bir noktanın kerteriz alınması gerektiğini söyler. Açık havalarda Kıbrıs’ın en kuzey ucundan Zafer limanından bakıldığında Kel Dağ (Cebel Akra), çoğu zaman Kel Dağ’dan bakıldığında Zafer Limanı görünür.
Acaba ilk gezginler yeni anakaraya varmak için yollarını nasıl buldular?

Günümüzde 1995’li yıllarda Chicago Üniversitesi, Oriental Institute’nin yeniden başlattığı bir çalışma var ANTAKYA’da. Adı AMIK VADİSİ PROJESİ. Araştırılan zaman günümüzden 6.000 yılın daha öncesi. Projenin başında tanıdık bir isim... Chicago Üniversitesi görevlisi Prof. K. Aslıhan Yener başkanlığında Tony Wilkinson ve diğer değerli bilim İnsanları Mustafa Kemal Üniversitesi ve Antakya müzesinden değerli öğretim görevlileri ve araştırmacıları. Bu destek gören ve bütün dünyada ilgiyle izlenen uluslararası ortak bir çalışma.
Bu yazı bundan 3-5 Bin sene sonra yazılsaydı araştırılan dönem günümüzden 6.000 yıl öncesi yerine 10.000 yıl veya daha öncesi olmayacak mıydı?

ATATÜRK
Yıl 1930’dan 2 kısa zaman sonra 1932’de (Türk Tarih Kurumu’nun Atatürk tarafından kurulması 1930) gelişen araştırmalar çerçevesinde; İlkel Diller Uzmanı, değerli bilim adamı, emekli General Tahsin MAYATEPEK derinleşen fikri sohbetlerinin birinde ATATÜRK’e Maya dili ile Türk dili arasındaki benzeşmelerden bahseder. (Türkçe de “tepe” sözcüğünün karşılığı Maya dilinde “tepek”tir.) Mayatepek buna benzer kelime ve deyim benzerliklerinin 100’den fazla olduğundan söz eder. Bu fikri diyalogtan etkilenen ATATÜRK konuyu daha fazla araştırması için o yıllarda Tahsin Mayatepek’i Meksika’ya elçi olarak tayin eder. Meksika daki araştırmalarında Türk ve Maya dillerinin benzerlikleri konusunda çalışmalar yaparken William Niven’le tanışan Tahsin bey, hem Niven’in tabletlerini inceleme fırsatını elde eder, hem de Churhward’ın 50 senedir üzerinde çalışıp bitirdiği MU medeniyeti ile ilgili eserin varlığını öğrenir. Bu gelişmelerin düzenli olarak ATATÜRK’E aktarılması sonucu, Churcward kitabının ilk nüshası getirtilir ve yaklaşık 40-50 kişilik bilim adamından oluşturulan grup tarafından incelenir. ATATÜRK Türk dili ve sembolleri ile Niven’in bulduğu Naacal tabletleri, Maya dili ve sembolleri ve Churcward kitapları üzerinde yapılan çalışmalara bizzat nezaret eder. Kendi kayıtlarını tutar. 1960 lı yılların sonlarına kadar Türk Dil Kurumun da saklanan bu kitaplar daha sonra ANITKABİR arşivine devredilmiştir. Bu gün orijinal baskıları ve Türkçe tercümeleri ATATÜRK’ÜN tuttuğu notlarla birlikte ANITKABİR’de saklanmaktadır.


 


Hazırlayan
Ali NEŞELİ


 

 


 

Batık Kıta - MU
  Batık Kıta MU - 1
  Batık Kıta MU - 2
  Atatürk ve MU
  Atatürk Kayıp Kıta Mu’da Ne aradı ?
  MU Medeniyeti - Sembolleri
DUYURU PANOSU
Site İçi Arama
   

ALTINÇAĞ
Altınçağ - 2012
Batık Kıta - MU
Kayıp Kıta - Atlantis
Marduk - 2012
Maya Medeniyeti
Foton Kuşağı - 2012
Ezoterizm
Kıyamet Alametleri