» İncilde Kıyamet - 1

Yuhanna!nın vahyi, çeşitli Hıristiyan kiliselerine mesaj veren açılışla başlar; Daniel’de çok önceden haber verdiği (Enoch’un kitabında’da sözü edilen) günlerin sonu ayrıntılı olarak anlatılır...

O anda Ruh’un etkisinde kalarak gökte bir taht ve tahtta oturan birini gördüm...

Tahtta oturanın, yeşim ve kırmızı akik taşına benzer bir görünüşü vardı...
Zümrüdü andıran bir gökkuşağı tahtı çevreliyordu...


Tahtın çevresinde yirmi dört ayrı taht vardı...
Bu tahtlara başlarında altın taçlar olan, beyaz giysilere bürünmüş yirmi dört ihtiyar oturmuştu...

Tahttan şimşekler çakıyor, uğultular, gök gürlemeleri işitiliyordu...
Tahtın önünde alev, alev yanan yedi meşale vardı...
Bunlar Tanrı’nın yedi ruhudur...
(Vahiy 4 :2-5)

Günlerin sonu yaklaşmıştır artık ama öncesinde bir dizi felaket ve kıyım yaşanacaktır...
İnananlar ve bağlı olanlar, bütün bu zorlu süreçten kazançlı çıkarken , inanmayanlar acılardan acı beğeneceklerdir..
.
Tahtta oturanın sağ elinde iki yanı da
yazılı, yedi mühürle mühürlenmiş bir tomar gördüm...

Yüksek sesle, "Tomarı açmaya, mühürlerini çözmeye kim layıktır?" diye seslenen güçlü bir melek de gördüm...

Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu...

Acı, acı ağlamaya başladım...
Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı...

Bunun üzerine ihtiyarlardan biri bana, "Ağlama!" dedi...
"İşte, Yahuda oymağından gelen Aslan, Davut’un Kökü galip geldi...
Tomarı ve yedi mührünü O açacak...
" (Vahiy 5 :1-5)

Metinde 7 rakamı çok yoğun bir simgesellik içinde kullanılır...
Kimi zaman tanrının 7 ruhu, kimi zaman meleklerin çaldığı 7 boru, kimi zamanda 7 mühür...
Yahudi peygamberlerinden biri olan Daniel Yusuf gibi bir vizyona sahiptir ve babil sürgünü sırasında tanrının meleğinden bu büyük günün ne zaman geleceği cevabını alamaz...


Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım...
Bunun için, Ey efendim, bunların sonu ne olacak? diye sordum...

Şöyle yanıtladı: Sen git, Daniel...
Bu sözler son gelinceye dek saklanıp mühürlenecek...
(Daniel 12 : 8-9)

Danielin eski Ahite giren bu vizyonu ondan 500 yıl sonra Romalılar tarafından yeni ahite alınır...
Yuhanna kitabın sonuna oldukça heyecan verici bir biçimde eklenerek son bulur...
Daniel zamanında mühürlenen kitap yavaş, yavaş açılır...


Sonra Kuzu’nun yedi mühürden birini açtığını gördüm...
O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, "Gel!" dediğini işittim...

Bakınca beyaz bir at gördüm...
Binicisinin yayı vardı...
Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı...
(Vahiy 6 : 1-2)

Tanrının yedi ruhu ile gökteki tahtın üzerinde beliren boğazlanmış kuzu İsa’nın ta kendisidir...
Mührün açılmasıyla yeryüzü ve göklerde olağan üstü olaylar başlar...


İkinci Mühür de, bu kez kızıl ata binmiş savaşçıya dünya üzerindeki barışı kaldırma yetki si verilir...
Üçüncü mühür açıldığın da, kıtlığı simgeleyen biri siyah bir ata binerek dünyaya doğru yola çıktığı görünür...
Dördüncü Mühür, soluk renkli ata binen biri, ölümü temsil etmektedir ve salgın hastalıklar ile yırtıcı hayvanların saldırılarıyla dünyadaki insanlara felaket getirmek üzere yeryüzüne doğru iner...
Beşinci mühür açıldığın da, başlangıçtan beri dünyada yaşamış ve tanrıya inandığı için öldürülmüş olanların hepsi dirilir...
Altıncı mühür’ün açılmasıyla, yeryüzün de taş, taş üstünde kalmayacak depremler olur...

Yuhanna vahyi dehşet verici bir korku filmi gibidir...
Mahşerin 4 atlısı dünyaya her türlü felaketi getirecektir...
Bütün bunlar daha önce mühürlenmiş olan kitapta yazılmıştır...

Hıristiyan düşüncesi, zamanında yapılmış kehanetlerin gerçekleşmesine bağlıdır...
Yaşana cağı söylenen olaylar yaşanmadan asla Tanrının krallığı başlamaz...
Kuzu nihayet 7...
Mühürü açar ve gökte bir sessizlik oluşur...
Ardından yeni bir yedili set çıkar...
Yaşatılan felaketler yetmez miş gibi bu kez yedi melek sırayla yedi boru üfleyecektir...
Her boru çalınışında mühür açıldığında olanlardan daha şiddetli daha korkunç felaketler olacaktır...


Beşinci boru sesinden sonra gökten yere düşen bir yıldıza, dipsiz derinliklere inen kuyunun anahtarı verilir...
Bu kuyu açıldığında her yeri duman kaplar ve hava kararır...
Ardından dünya üzerine çekirgeler yağar...
Ancak bunlar farklı tip çekirgelerdir...
Tanrı’nın mührü olmayan insana zarar verecekler ve onlara acı çektireceklerdir...
Bu iş için 5 ay süreleri vardır...


Altıncı boru, üflenince başka bir felaket başlar, Fırat nehri yanında bağlı duran dört melek çözülür ve bunlar o gün yanlarında iki yüz milyon atlıyla dünya üzerindeki insanların üçte birini yok edeceklerdir...
Yedinci melek yedinci boruyu çaldığında göklerde tanrının tapınağı kutsal ahit sandığı ile belirir, gök gürültüleri duyulur ve dünyaya şiddetli bir dolu yağmaya başlar...
Yeni depremler yeri sarsar...


Henüz bitme di !

Bu kez gökyüzünde ayağının altında ay başının üzerinde on iki yıldız olan bir kadın belirir...
Doğum yapmak üzeredir...
Tam o sırada yedi başlı ve on boynuzlu ejderha beliriverir...
Bütün amacı kadın doğum yaptıktan sonra çocuğu yutmaktır...
Neyse ki melekler doğumdan hemen sonra erkek çocuğu hemen alırlar, kadında saklanmak üzere çöle götürülür...


Tabi ki bu kadın Meryem ve oğlu İsa’dır...
Ejderha ise Şeytan...
Bebek tanrı tahtında oturan boğazlanmış kuzunun yerini yeniden doğan İsa olarak almıştır artık...
Böylece çarmıha gerilmiş İsa göklerde canlanır...

Ardından mikail ve emrindeki melekler ejderha ile savaşa girişir...
Bu göksel savaş Enume Elişte olduğu gibidir...
Yenilip yeryüzüne düşen ejderha, çocuğu doğuran kadını aramaya başlar fakat başarılı olamaz...

Ardından Yuhanna!nın Vahyinin en gizemli bölümü başlar . Bölüm 13

Denizin kıyısında dikilip durdu...
Sonra on boynuzlu, yedi başlı bir canavarın denizden çıktığını gördüm...
Boynuzlarının üzerinde on taç vardı, başlarının üzerinde küfür niteliğinde adlar yazılıydı...

Gördüğüm canavar parsa benziyordu...
Ayakları ayı ayağı, ağzı aslan ağzı gibiydi...
Ejderha canavara kendi gücü ve tahtıyla birlikte büyük yetki verdi...

Canavarın başlarından biri ölümcül bir yara almışa benziyordu...

Ne var ki, bu ölümcül yara iyileşmişti...
Bütün dünya şaşkınlık içinde canavarın ardından gitti...

İnsanlar canavara yetki veren ejderhaya taptılar...
"Canavar gibisi var mı? Onunla kim savaşabilir?" diyerek canavara da taptılar...
(Vahiy 13 : 1-4)

İşler bu noktada karışır...
Ejderhanın şeytan olduğunu biliyoruz...
Ancak mikail ve meleklerine yenilen ve yeryüzüne düşen şeytanın kendi gücü ve taht yetkisini verdiği denizden çıkan bu canavar kim dir ? Başında niye sonradan iyileşmiş yara var...?

Vahiy tüm hızıyla sürer...


Canavarın heykeline yaşam soluğu vermesi için kendisine güç verildi...
Öyle ki, heykel konuş abi
Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşımayan ne bir şey satın alabilsin, ne de satabilsin... ve kendisine tapmayan herkesi öldürebilsin...
(Vahiy 13 : 15-17)

Canavarın adı sayıyla anılmaya başlar...


Bu konu bilgelik gerektirir...
Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın...
Çünkü bu sayı insanı simgeler...
Sayısı 666’dır...
(Vahiy 13:18)

İşte binlerce yıldır insanı gizeme sürükleyen rakam 666...
Hıristiyan dünyasındaki şeytanın rakamı olarak bilinir fakat bu yanılgıdır...
Bu Canavarın rakamıdır...
Bu Mesih karşıtıdır...
Benzer kavram İslamiyet de Mehdi gelmeden önce insanı kandıran Deccal olarak karşımıza çıkar...


Yuhanna!nın vahyi birçok yöneden Ahura Mazdaya benzer...
; Ahura mazda ile Ahriman arasındaki savaş...
Zerdüş dininden de iyilik ve kötülük arasındaki savaş kolaylanmıştır...

İncil deki Mesih düşmanı Deccal (666) , sonunda savaşı yitireceğini anlayarak savaşı bitireceği vurgulanır...
O andan itibaren huzur ve altın çağ başlar...
Fakat bu 13...
bölümdeki bilmeceyi çözmeye yetmez...


Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren sayı gizemcileri bu sayıyı araştırmışlardır...
Arap dün yasına ebced hesabı olarak girmiştir...


Alfabenin ilk oluşmaya başladığı dönemde simgelerin sadece harfler için yaratılması bir dizi hesaplamalarda kolaylık sağlamıştır...
Kumran belgelerin de, İbrani harflerinin sayılama sistemi olarak kullanılmasının ilk örneklerine başlanır...
Süreç içinde Hıristiyan dünyası yuhanna!nın vahyini bahane ederek sürekli düşman oluşturur...


Fakat gerçek 666 ne olduğu ise sürekli saklanır...
İncil deki 666 korkmaya gerek yoktur.Asıl korkulması gereken gerçeğidir ki oda budur...

--------------------
kısaca 666 , Yahudi’lerin babil sürgünü sırasında sayı sistemi olmaması nedeniyle simgesel sayı sitemini yanlış yorumlamalarıdır...
yani 666 sayısının gerçeği 3661 yani marduk yörünge geçiş zamanıdır...

Hazırlayan
Ali NEŞELİ

KIYAMET ALAMETLERİ
  İslamda Küçük Alametler
  İslamda Büyük Alametler
  Tevratta Alametler
  İncilde Kıyamet - 1
  İncilde Kıyamet - 2
DUYURU PANOSU
Site İçi Arama
   

ALTINÇAĞ
Altınçağ - 2012
Batık Kıta - MU
Kayıp Kıta - Atlantis
Marduk - 2012
Maya Medeniyeti
Foton Kuşağı - 2012
Ezoterizm
Kıyamet Alametleri